Kalbimin çarpma sesini kulaklarımda duyduğum anda gözlerim açıldı. Her şey yanmış, sevdiklerim kül olmuş, dünden bana kalan birkaç fotoğrafmış. Benimse tüm bunlardan haberim yokmuş, sevmek sevilmek üzerine düşünüp durmuşum, yerimde o kadar çok saymışım ki altımdaki toprak dört bir yana savrulmuş sonunda bir çukurun içinde kendimin farkına varmışım. Bir gün gözlerimi yeniden açtığımda rüyaya ne zaman daldığımı hatırlamadığımı farkettim. Bu şüphe şu anın da bir rüya olup olmadığını düşünmeme yol açtı. Ancak sonra böyle şeylerin ancak bir yanılmasa hatta iyi niyetli bir zorlamayla bir hayal olduğunu kendime telkin ettim. Bilinmek için çaba sarf edenler ile bilinmemek için nefes alırken bile zamanı kırka yaranlar arasında kaldığımda kendime "işte yine başlıyoruz!?" dedim. İnsanlarla bir müddet vakit geçirdikten sonra aslında -gerçekte- kim olduklarını açık ettikleri o ulu ana kadar sabırla bekledim. Herkes hakkında bir fikre kapıldım, kimi zaman fikirlerim üzerinden ...