Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İnsanlara bakınca deliriyorum

 Eskiden sigara içmek için balkona çıktığımda, olur da komşu görür ve beni anneme şikayet eder diye bir gözüm hep komşunun camında olurdu. O zamanlar sigara içmek çok daha keyifliydi. Bugün ise birisi balkonda sigara içtiğimi görse onu selamlar ve yapmacıktan halini hatrını sorarım. Hatta gülümserken ve ellerimi bile sallayabilirim. Muhtemelen insanların benim hakkımda ne düşündüğünü artık daha az umursuyorum. Onları en çok umursadığım zamanlarda da umursamaz göründüğümü bilmiyordum. Bunu yeni öğrendim. Dışarıdan bakan herkes soğuk biri olduğumu düşünüyor, en azından tanıştığım insanlar hep bunu söylüyor. Muhteşem, çünkü bu tam da olmak istediğim şey.  Kaybedecek bir şeyi olmamak her zaman imrenerek baktığım bir noktaydı. Kaybedecek şeyi olmayan insanlar aslında elinde hiçbir şey olmayan değil, elinde ne olduğunu kimsenin bilmediği insanlardır. Gizem ve gerilim filmlerine bayılıyorum. Ortada bir bilinmeyen varsa, insanların odağı orası olur. Her gün gördüğümüz, milyonlarca ı...

Kırmızı uçurtma

 Bahçeye çıktığımda kendimi bulamamıştım. Halbuki birkaç dakika önce gökyüzündeki kırmızı uçurtmayı izliyordum. Böyle bir şey nasıl olurdu? Herkese sordum. Beni gören yoktu. Çiçeklere ve böceklere sordum, yok. Herkes vardı bir ben yoktum. Güneşe ve aya sordum, yok. Gezdim dolaştım ancak ben yoktum. Beni bulamadım. Kendimi kaybetmiştim. Ama pes etmek yoktu. Aramaya devam edecektim. Beni gören yok muydu? Mahalle bakkalına koştum. Nefes nefese içeriye girdim. Heyecanla: "Beni gördün mü?" dedim. Bakkal cevap verdi: "Ben nereden bileyim, biraz önce bahçede kırmızı bir uçurtma izliyordun." Kırmızı bir uçurtma. Ona sağol deyip bakkaldan ayrıldım. Karşıdaki fırına doğru yürüdüm, fırın sımsıcaktı. Başında külahı, elinde uzunca küreğiyle fırıncıya beni sordum. Fırıncı soruyu anlamaya çalışırken alnının terini sildi. "Görmedim." dedi. Sorumu anlayıp anlamadığını merak etmiştim. "Kahveciye sor?" dedi, meraklı bir yüz ifadesiyle. Koşarak kahveye gittim. Oraya...

Ziyan

 Bir akşam vakti yağmur yağarken sigara yakmak üzere çaktığım kibritin alevine boyun eğen tütünün o meşhur yanma sesini duyduğumda dönüp dolaşıp geldiğim yerin ziyan olduğunu bir kez daha anlamıştım. Lakin ilk dumanla birlikte mahcubiyet yerini bir yudum kahveye bırakmıştı. Başka hangi üç şey; bu meret ve yağmur ve gece karanlığı üçlüsü kadar keyif vericidir üzerine düşünmek gerekebilir. Neyse ki zaman bol ve bana ait, en azından şimdilik.  Hayal dünyasında yaşamaya birkaç haftadan daha uzun süre dayanamıyor, sonunda insanlara karışmak için büyük bir istek duyuyorum. Benim için insanların arasına karışmak eski bir arkadaşım ile görüşmekten ibarettir. Beni tanıyanlar için bu şaşılacak şey değildir. Hayallerim, insanlarla kucaklaşmak isteyecek kadar mutluluk getirdiğinde bir şeylerin yanlış gittiğini anlarım. Çünkü gerçekte, yalnızca hayaller veya yalnızca ben varım. Gerçekler ve hayaller arasındaki perde bazen öyle belirginsizleşir ki, benim olmadığım tarafın sahi olduğunu ke...