Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Mahkum III

 Bir sonbaharda, ülkenin 2 nolu T tipi hapishanesine götürüldüğünde, hapishaneler arasındaki fiziki farkı anlamıştı. Kocaman maltasıyla labirente benzeyen bu hapishaneyi, buraya geldiği yere kıyasladığında... Hapishaneler onun için insanın içini karartan beton kentlerdi. Fiziken bariz farklar göze çarpsa da her hapishanede kurallar aşağı yukardı aynıydı. Geldiği A* cezaevinde çiçek büyütmek yasaktı. Burada, To* cezaevinde ise plastik çiçeğe müsade ediliyordu. Havalandırmadaki çiçek ve ağaçlar ile görüş kabinlerinin karşısındaki pencerelerden görülen çiçek ve ağaçlar bu beton kentlerde bir nebze de olsa nefes alabilme şansı tanıyordu insana. ***  Dışarıdan bakıldığında, içeridekiler için bir zaman bolluğu fikri canlanır zihinlerde. Hatta bu zaman  bolluğu sebebiyle nasıl vakit geçirildiği merak da edilir muntazaman. Mahkumlar bazen "zaman yok" der, kimse anlamaz bunun ne anlama geldiğini. ***  Tıpkı büyük kentler gibi burada da gün erken başlıyordu. A*'da, ...

Mahkum II

 Gardiyanın kapıya vuran copu ile gözlerini yeni güne açan adam yatağından yavaşça doğrulup çıplak ayakları ile buz gibi betonu hissetti. Her sabah baş gardiyan ile adamları gelip sayım yapardı. İlk başlarda zorlansa da zamanla alışmıştı bu ritüele. Erken uyanmak sıkıntı değildi burada, uyuyup uyanmak gibi bir dert hiç olmamıştı zaten. Sanılanın aksine hapishane yatma yeri değildir, dinlenme yeri hiç değil. Dinlemek, bunun nasıl bir his olduğunu unutmuştu. Hiç yorulmuyordu ki dinlensin. İçerdeki hayatın zor yanlarından birisi geceleri uyuyabilme çabası. Sandığınız gibi düşünceler engel değildir uyumaya, asıl engel olan vücudun kendisidir. Hareket alanınız kısıtlı, yapabilecekleriniz kısıtlı... Gün içinde hiç yorulmayan adam gece olunca da sabaha da yatakta döner dururdu.  Sayım yapılırken sıra kendisinde geldiğinde 18 deyip başını sağa çevirdi. Koğuş 30 kişilikti, sayım birkaç dakika sürmez, ancak gardiyanların tafrası tüm sabaha yayılırdı. Sayımı verdikten sonra kahvaltı i...

deneme

 Kasım ayına yaraşır bir akşam. Kasım ayı ete kemiğe büründü ve en sert tokadını rüzgarlara karıştırıp suratıma vurdu. Daha önce çok defalalar soğuktan titredim ama ayaklarımı ilk kez hissetmiyorum. İyi yanı; ayaklarım üşümüyor.  Akşam soğukta titreyen evsiz bir adam gördüm, yanı başında da sigarasını tüttüren yaşlı bir adam. Yaşlı adam sırtındaki ceketi, evsiz kağıtcıya verirse belki de yarın sabaha uyanabilir evsiz kağıtcı. Ama bu gece onun son gecesi, çünkü yaşlı adam hızlı adımlarla yanından uzaklaştı bile çoktan. Bugra*  kasım-2018 bunu kasımda bu kadar yazmış ve bırakmışım, garip. yayınlayayım