Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Mahkum

 Genç adam günün ışımasıyla gözlerini açtı. "Neredeyim?" diye sordu kendi kendine. Evdeydi. Aylardır hapishanede başlayan günlerden bir alışkanlık bu. Hapishane günlerinde güneşin doğuşu, gardiyanın çelik kapıya vurduğu copuydu. Koğuş kalk! Her sabah sıraya dizilen mahkumlar ve onları ikişer ikişer sayan gardiyanlar. Sağına baktı adam, yanında yatan yalnızlık değildi. Battaniyesi göğsüne kadar çekilmiş, saçları birbirine karışmış, nefes alıp verişini hissettiği karısıydı yatağı paylaştığı. Derin bir nefes aldı saatine baktıktan sonra. Saat sabah sekiz, akşama kadar emniyetteydi adam; çünkü teamül gereği polis gündüz vakti baskın yapmazdı eve. Uyuyan eşinin yanağına bir öpücük kondurdu ve yatağından kalktı. Mutfağa doğru yürüdü, yolda koridor aynasında saçlarını düzeltti.  İnsanın sabahlara özgür uyanması ne büyük nimet. Birinden kaçmadan, sürekli arkanı kollamadan sokaklarda yürümek ne büyük huzur. Adam, yürürken sokaktaki her ayrıntıya dikkat ederek yola devam etti. Penc...

Köpekbalıkları insan olsaydı

 "Köpekbalıkları insan olsaydı, denizin dibinde küçük balıklar için sağlam sandıklar yaptırır, sandıkların içine bitkisel olsun hayvansal olsun, her çeşit yiyecek koyarlardı.   Sandıklarda her zaman taze su bulunmasına dikkat ederler, her türlü sağlık tedbirlerini alırlardı. Örneğin bir balığın kanadı yaralansa, balığın vaktinden önce köpekbalıklarının elinden çıkmaması için onun yarasını hemen sararlardı. Küçük balıkların üzülmemesi için arasıra büyük su eğlenceleri düzenlerlerdi. Çünkü neşeli balıkların eti, üzüntülü balıkların etine göre daha tatlı olur. Büyük sandıkların içinde okullar da bulunurdu elbet. Küçük balıklar bu okullarda, köpekbalıklarının boğazından nasıl geçileceğini öğrenirlerdi. Örneğin, bir kenarda tembel tembel yatan köpekbalıklarının nerede bulunduğunu öğrenmek için coğrafya dersine ihtiyaçları olacaktı. Şüphesiz en önemli konu, küçük balıkların ahlak yönünden eğitilmesi sayılırdı. Küçük bir balığın isteyerek kendini feda etmesinin en büyük ve en gü...

The Economist

 Ülkemizin esasında bir çok sorunu var. Dünya devamlı ve düzenli olarak küreselleşirken bizler de yeni Dünya düzeninde bağımlı taraf olmaya devam edeceğiz gibi görünüyor. "Bağımlı". Şu an için birçok konuda, öz ihtiyaçlarımıza karşılık veremeyen ve bizde olmayana sahip olan topluluklara bağımlıyız. Türkiye yılda 200 milyar dolar ticaret açığı verirken -ki bu şu demek: her yıl devlet 200 milyar dolar bulmalı ki, ülke iflas etmesin- ve ihracat ettiğimiz ürünlerin kat kat fazlası ithalat yaparken bu gidişatın hayra evrilmesini beklemek en hafif tabirle ahmaklık olur. Ülkemizin ticari açık vermekten kurtulup kâra geçmesi için üretimin artması gerekiyor. Teknoloji alanında maalesef treni kaçırdığımız için Dünya üzerinde "Türk teknolojisi" adı altında pazar yaratabileceğimiz bir olguya sahip değiliz. Hal böyle olunca doğal kaynaklar ve işlenebilir tarım arazilerinden üretim gerçekleştirmek durumunda kalıyoruz. Ülkemizin yeraltı ve yer üstü kaynaklar bakımından kısmen zeng...