Gardiyanın kapıya vuran copu ile gözlerini yeni güne açan adam yatağından yavaşça doğrulup çıplak ayakları ile buz gibi betonu hissetti. Her sabah baş gardiyan ile adamları gelip sayım yapardı. İlk başlarda zorlansa da zamanla alışmıştı bu ritüele. Erken uyanmak sıkıntı değildi burada, uyuyup uyanmak gibi bir dert hiç olmamıştı zaten. Sanılanın aksine hapishane yatma yeri değildir, dinlenme yeri hiç değil. Dinlemek, bunun nasıl bir his olduğunu unutmuştu. Hiç yorulmuyordu ki dinlensin. İçerdeki hayatın zor yanlarından birisi geceleri uyuyabilme çabası. Sandığınız gibi düşünceler engel değildir uyumaya, asıl engel olan vücudun kendisidir. Hareket alanınız kısıtlı, yapabilecekleriniz kısıtlı... Gün içinde hiç yorulmayan adam gece olunca da sabaha da yatakta döner dururdu. Sayım yapılırken sıra kendisinde geldiğinde 18 deyip başını sağa çevirdi. Koğuş 30 kişilikti, sayım birkaç dakika sürmez, ancak gardiyanların tafrası tüm sabaha yayılırdı. Sayımı verdikten sonra kahvaltı i...